İnsan, siyaset ve atmosfer

 İnsan çok farklı hasletlere sahip bir varlıktır. Yeri geldiğinde akılcı veya duygusal olabiliyor. Tabi her iki durumunda normal ve anormal durumları vardır. Akılcı olmaya çalışırken aşırı derecede bir abartma ile duygusal alanlar inkar edilip, görmemezlikten geliniyor. Aynı şekilde sadece duyguları ile hareket eden insanlarda rasyonel bir durumla karşılaştıklarında bunu kabul etmeyip, inkar edebiliyorlar. İnsan eğer bu iki özelliklere sahip bir varlıktır ise burada denge söz konusu olmalı. 

İçinde yaşadığımız zaman açısından baktığımızda siyaset kurumu insanları rasyonel ve duygusal olarak bir kıskaca almıştır. Bir kesim aklı bırak duygularınla hareket et diyor. Bir tarafta duyguları bırak bu zamanda akıl önemli diyor.

Bu açıdan baktığımızda içine düştüğümüz yanılgılarımız bizi birbirimizden uzaklaştırıyor. Bu ayrılığın önemli sebeplerinden biri de siyasetin ayrıştırıcı gücü.

Siyasetin ayrıştırıcı gücü gerçekten de çok ilginç. Kendisiyle aynı siyasi tercihte bulunmadıkları için bir kesimi cahil ve eğitimsiz olarak nitelendiriyor. Kendisini de aydın zannediyor. Ama toplumuna yabancılaşmış bir batı edası. Hani medeniyet satan batı var ya o.


Diğer yandan kavimcilik yapan kesim. Kendisiyle aynı siyasi tercihte bulunmadıkları için kardeşini imansız,şerefsiz ve kansız olarak nitelendiriyor.

 En ilginci de siyasi bir tercihi iman ile ilişkilendirmek. İşte en cahil cuhela dediğimiz kişiler bunlar. İmanın ne demek olduğunu, gereklerinin ne olduğunu bilmezler. Uygulama desen zaten yok. Bir de kendilerini iman sahibi, onlarla aynı düşünmeyenleri de imansız olarak suçluyorlar. Her halde bu çok akıllı arkadaşlar insanların kalbini yarıp bakıyorlar. İmanı var mı yok mu diye....


Yorumlar